Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, yerel yönetimler için atıkların miktarı ve toplanma maliyetini önemli oranda azaltabilecek tedbir önerilerinin yer aldığı kitapçık hazırlandı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Mustafa Öztürk imzasıyla yayınlanan “Atık Toplama Miktarı ve Maliyeti Yüzde 50 Düşürülebilir” başlıklı kitapçıkta, şehirleşmenin artmasıyla atıkların toplanması, taşınması ve bertarafı sorununun ortaya çıktığı belirtildi.

Türkiye’deki kişi başına günlük atık üretim miktarının 1,17 kilogram olduğuna ve birçok şehirde belediye atıklarının tekniğine uygun olmayan şekilde toplandığına dikkati çekilen kitapçıkta, atık yönetim sistemi maliyetinin yüzde 65 ila yüzde 80’ini atıkların toplanması ve taşınmasının oluşturduğu kaydedildi.

Sadece İstanbul’da atık toplama ve taşıma işletme maliyetinin yılda yaklaşık 220 milyon dolar olduğu, günlük atık toplama hizmetlerinin yerel yönetimlere ciddi mali külfet oluşturduğu vurgulanan kitapçıkta, bunun takibi için yerel yönetimlere, hangi alanda, ne miktarda atık çıktığına dair sorumlu bulundukları alanın atık haritasını oluşturmaları önerisinde bulunuldu.

Kitapçıkta, atık haritalarının, zaman ve maliyet unsurları dahilinde en uygun toplama periyodu ve yönteminin geliştirilmesine yardım edeceği de belirtildi.

“Sokaklardaki çöp konteynerleri kaldırılsın”

Kitapçıkta, insanlara zahmetsiz ve kolay geldiği için, cadde, meydan ve sokaktaki atık konteynerlerine sadece ev ve işyerlerinde oluşan evsel atıklar değil, ambalaj atıkları başta olmak üzere tıbbi, tehlikeli atıklar, inşaat molozu, yatak yorgan, beyaz eşya ve park bahçe atıkları gibi her türlü çöpün atıldığına işaret edildi.

“Cadde, meydan ve sokaklarda atık konteynerleri olduğu sürece tehlikeli ve tehlikesiz her türlü atığın konteynere atılmaya ve atık miktarının da artmaya devam edeceği” tespiti yapılan kitapçıkta, konteynerlerdeki atıkların yağışlı havalarda yağmur suyuyla ıslandığına dikkat çekildi.

Islanan atıklar düzenli depolama alanına taşındığında sızıntı suyu miktarının çoğalmasıyla işletme maliyetinin de arttığı vurgulanan kitapçıkta, belediye atıklarının yaklaşık yüzde 60-70 nem içerdiği, depolama alanına dökülen atığın yaklaşık yüzde 25’inin sızıntı suyu halinde toprağa karıştığı ifade edildi.

Sızıntı sularının çevreye verdiği zararın altı çizilen kitapçıkta, belediyelerin bu konuda vatandaşlara gerekli ikaz ve uyarıları yapması, sokaktaki atık konteynerlerinin yağmur suyu ile ıslanmasını önleyici tedbirleri almaları gerektiği bildirildi.

Sokak aralarındaki çöp konteynırlarının belediyelerce kaldırılması durumunda insanların sürekli atma alışkanlıklarına mani olunabileceği, böylece atılan atık miktarının azaltılabileceği vurgulanan kitapçıkta, “İnsan sağlığına önem veriliyorsa sokaklara, caddelere konulan mevcut konteynırların kademeli olarak azaltılması ile atık toplama sistemi düzenlenebilir. Atık miktarını yüzde 50 oranında azaltmak, atık toplama ve taşıma bedelini indirmek, düzenli depolama alanlarında sızıntı suyu ve metan gazı oluşumunu en aza getirmek için bu yapılmalıdır. Caddeler, sokaklar ve meydanlar temiz olmalı, atık konteynerleri sokaktan kaldırılmalı, cadde ve sokaklara halkı geri dönüşüme yönlendirecek ambalaj atığı kumbaraları yerleştirilmelidir.” önerilerine yer verildi.

Belediyelerin atık yönetimi sistemi ile ilgili gerekli çalışmaları yaptıklarında, atık toplama ve taşıma bedellerinin düşeceğine vurgu yapılan kitapçıkta, “Ülkemizde atıklar tekniğine ve teknolojisine uygun olarak toplanırsa oluşan atık miktarı yarı yarıya düşecektir. Yani ülkemizde üretilen atık miktarı yılda 32 milyon tondan 16 milyon tona indirilebilir. Sadece İstanbul’da yılda 100 milyon dolar, Türkiye genelinde ise yaklaşık 460 milyon dolar tasarruf sağlanabilir. Ayrıca önemli miktarda sera gazı salınımı azaltımına da katkı sağlanmış olur.” ifadeleri kullanıldı.

Kaynak : Anadolu Ajansı