YASAL DÜZENLEMELER

Çevre Hukuku’nun konusu, çevresel varlıkların korunmasına veya bunlardan yararlanmaya ilişkin hukuki düzenlemeleri kapsar. Mevcut Çevre Kanunumuzda çevrenin korunmasına ilişkin oldukça kapsamlı bir tanıma yer verilmiş olup, “çevrenin korunması” çevresel ve ekolojik değerlerin tahribini, bozulmasını, yok olmasını ve çevre kirliliğini önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştirmeye yönelik çalışmaların bütününü tanımlamaktadır.

Bu Kanun’da Kirletme Yasağı başlığı altında, “her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde … doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama verme”nin yasak olduğu belirtilmiştir. Ayrıca Anayasamız’da çevre kirliliğinin önlenmesi devletin ve vatandaşların ortak ödevi olarak belirlenmiştir.

Buna karşılık, çevreyi kirletme çeşitli kanunlar altında cezaya bağlanmıştır. Örneğin Türk Ceza Kanunu’nda Çevrenin Kasten Kirletilmesi Suçu “çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkları toprağa, suya veya havaya kasten veren kişi, 6 aydan 2yıla kadar hapis cezası” ile cezalandırılır.

Çevre Kanunun İdari Nitelikteki Cezalar başlıklı 20. Maddesinde, sayısı 35’i aşan fıkra ve bentte değişik çevresel kabahatler öngörülmüştür. “Umuma açık yerlerde çevreyi kirletme” bu madde kapsamında olup, halen geçerli olan tebliğe göre bu suçun 186 TL idari para cezası bulunmaktadır.